Zerin Kültüral
Gerçek ne kadar kötü olursa olsun, yalandan daha iyidir!
Kızlarım büyüyor ve onlar büyüdükçe birlikte vakit geçirmek de daha keyifli oluyor. Bu yaz, kardeşi uyuduktan sonra İlayda benimle ve babasıyla sohbet etme alışkanlığı edindi. O kadar güzel bir duygu ki bu, anlatamam sizlereKonuyu genellikle o seçiyor ve konuşacak bir konu bulamazsa, biz sorularımızla ona yardımcı oluyoruz. Yaklaşık bir saat süren verandadaki konuşmalarımız bizi anne-kız olarak daha da yakınlaştırıyor. Her ne kadar uzmanlar; anne ve babadan arkadaş olmaz, onlar ebeveyn olarak kalır dese de, biz anne-kız ve baba-kız, arkadaş olarak kalabilmek istiyor ve bunu gerçekleştirmek için çaba harcıyoruz. Kızlarımızın dertleşeceği, başları sıkışınca ilk koşacakları kişilerin biz olmasını istiyoruz ve sanırım bu çok zor değil.
Gerçek kötü bile olsa, yalandan daha iyidir İlayda 2 yaşındayken onu anneme bırakıp Amerika'ya gitmiştim. Yanımda çok cici 50 yaşlarında bir bayan oturuyordu. Biraz sohbet etmeye başlayınca profesör olduğunu öğrenmiştim. 2 çocuk büyütmüş ve ikisi de Amerika'da yaşıyormuş. Bizim hayattaki en önemli felsefemiz ve çocuklarımıza öğrettiğimiz anlayış, "Gerçek ne kadar kötü olursa olsun, yalandan daha iyidir" oldu, demişti. Yani başlarına kötü bir şey gelirse, bizden saklayıp yaşıtları ile çözüm aramak ve bocalamak yerine, bu bizi üzecek bir şey olsa bile bizimle paylaşıp, çözüm üretmenin en sağlıklı yol olduğunu öğretmek demişti. Ve bunu çocuklarına da aşıladıklarını anlatmıştı. O hanımefendi ile yolculuğum benim ufkumda inanılmaz bir boyut açtı. Kızlarımı yetiştirirken şimdi ben de bu felsefeden yola çıkıyorum: "Gerçek kötü bile olsa, yalandan daha iyidir.". Amerika dönüşü bunu hemen İlayda'ya aşılamaya başladım; "Bir şey yaptıysan, bunu ben yaptım diyeceksin ve kötü bir şey olduğunda bize söyleyeceksin, ne olursa olsun biz üzülsek de, sana kızmayacağız" demiştim. Çocuklar yaramazlık yaptıklarında genellikle anne-babaların ilk tepkisi bağırmaktır. Oysa yapacağımız en son davranış bu olmalı. Çünkü, çocuk bir yaramazlık yaptığında, bağırır veya onu cezalandırırsanız yaptıklarını saklamaya çalışır. Aslında bizim yaramazlık dediğimiz şey, onların o an içinden gelenler ve yapmak istedikleridir. Bu durumda doğru davranış, onları izlemek ve bu davranışı anlamaya çalışmak olmalıdır. Duygularını özgürce ifade edebilmeli, yaşadıkları olumlu ve olumsuz olayları bizimle paylaşabilmelidirler. Ben ve eşim Murat elimizden geldiğince her iki kızımızla arkadaş olmaya çalışacağız. İlayda, 7 yaşını bitirmek üzere ve birçok durumda kendi kararını verebiliyor. Artılarını ve eksilerini bizimle paylaşabiliyor. Ümit ederim ki Kayra da belli bir olgunluğa geldiğinde ablasını takip edecektir.
Çocuklar olmayınca ev çok sessiz İlayda şu anda dedesi ve anneannesi ile birlikte Didim'de tatil yapıyor. Okul öncesi bu son fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek istediği için ve artık bu yaz kolluksuz yüzme kararı aldığından, onun bu isteğini kırmadık. Karar verdiği anda, kolundan kolluklarını çıkartıp denizdeki bir kasaya koyacak ve kilitledikten sonra da arkasını dönüp, anahtarı denize atacakmış. Şimdi ondan gelecek bu mutlu haberi bekliyoruz merakla. Onsuz 10 gün nasıl geçecek bilmiyorum. İlayda 2 gündür orada ve çok mutlu. Henüz kararını uygulamaya geçirmemiş ama telefonda sesi cıvıl cıvıl geliyor. Evde onun yokluğunu oldukça fazla hissediyoruz. Çocuklardan biri evde olmayınca sanki büyük bir boşluk ve sessizlik oluyor. Murat'a ve bana büyük bir hüzün çöküyor. Kayra her sabah kalktığında ablasını arıyor ve gözlerine yaşlar doluyor. Her sabah uyanınca ilk yaptığı şey ablasına sarılıp onu öpücüklere boğmaktı. Onu göremeyince çok üzülüyor. Ve herkese "İlayda Didim'e gitti" diye hüzünlü bir sesle anlatıyor. İlayda'nın dönmesine daha 8 gün var, artık yazın son günlerindeyiz ve tatil bitiyor. Şimdilerde ise okul hazırlığı ve heyecanı başlıyor. 2008-2009 Eğitim ve Öğretim Yılı'nın tüm öğrencilere başarı getirmesi dileğiyle Kayra'nın ajandası: n Arılarla tanıştım. Bir hafta içinde beni iki kere soktular. n Her geçen gün Sincap evimizde yeni bir arkadaşım oluyor.
|