Zeynep Kasımlıoğlu
"Seni paylaşmaya hazır değilim anneciğim"

Meğer her şey o kadar kolay değilmiş. Bu ay yazımı yazarken "Hiç zorlanmayacağım, işte doğuruyorum, içimdeki canla yüzyüze geleceğim, çok mutluyum" diyecektim ki, "son dakika golü yedim" desem yeridir. Üstelik tam da "Atlattık, tamam hiç de sorun yaşamadık, mutluyuz, huzurluyuz" diyeceğimiz noktada meğer ciddi ciddi derdimiz varmış. "Allah aşkına, artık bebeğe kavuşuyorsun gene ne problem var, sen takıntılı bir kadınsın galiba" deyip daha başında yazıdan vazgeçmeyin sakın.
Kardeş dünyaya getiren anneler, ne olur siz anlayın bari. Aranızda son dakikada böyle sürprizle karşılaştığınız olmadı mı? Belki de önceden hazırlık dönemini tam tekmil atlatamadık da ondan başımıza geldi bu haller. Doğrusu bu kadar büyük travma yaşayacağımız aklıma gelmemişti benim de.
İşin özüne gelelim. Ama kendi kanımdan, canımdan oğlumu şikayet mi edeyim, haklı mı göstereyim derken, kendimi de ayıplıyorum. Yavrucak, meğer doğacak kardeşini içten içe kıskanırmış. İş pedagoglara danışmaya kadar gitti. Dokuzunca aya ramak kalmışken, (bu ayın sonunda ya da gelecek ayın başında miniği bekliyoruz) olur mu olur, böyle şeyler

Acaba kız mı olsaydı?
Bu arada mutlu sona yaklaşırken, hiç sıkıntı yaşamayacağımızı düşündüğümden, etrafımdaki anneleri de etkiliyorum. Türkiye'nin tek kadın radyosu Radyo Pink'de Pembe Stüdyoda sevgili Fulya Ergüneş'in konuğuyum ve güzel kızı "Hira"yı kardeşsiz bırakmamasını salık veriyorum sık sık. Hatta radyonun yöneticisi hanımlarla da benzer muhabbetimiz oluyor. "Keşke yeni bebeğimiz kız olsaydı, o zaman kızımın burnu büyüklüğü kırılırdı" diyorum söz arasında. İnanın kendi ağzımdan çıkmasına rağmen bu sözün manasını şu anda çözemiyorum. "Nasıl yani, hayat kırmayacak mı zaten?" diyorlar çocukları ilk ergenlik döneminde olan genç kadınlar. Haklılar daha yolun başında atıp tutmak kolay. Dünyaya getirdiğin çocuklara emek verip bakmayı bileceksin. Gelecekteki sıkıntıları hamilelik döneminin kabusu haline getirmek istemem, ama değişen dünyada ergenlik, bir ailede yaşanacak en zor dönem olsa gerek.

Oğlum doğmamış kardeşini kıskanıyor
Tekrar oğlumuzun doğacak kardeşiyle ilgili sıkıntılarına dönelim. "Ne oldu?" diyeceksiniz. Aslında her şey tekne gezimizde başladı. Bahar başından beri ailenin deniz tutkusundan, soluğu her hafta sonu Bodrum Turgut Reis'de katamaranın başında alıyoruz. Sıcak-soğuk demeden yelken macerasındayız ailecek. Hatta Ömer kamataran(!)ı deliler gibi özlüyor. Keyifler yerinde derken, son günlerde garip haller oldu. Teknede mutlu mutlu otururken, oğlum sabah kahvaltılarını benim göğüslerimden tercih eder oldu. Tam tuvalet terbiyesini oturtmaya çalışırken, "Ben bebekim, altımı değiştirin" demeye başladı ve nihayet gün geldi karnımı ısırıverdi. Artık iyice gerilen karnımın ortasında kocaman bir morluk ve kafamda karışık düşüncelerle kendimi kitapçılara attım.
Ama çok önemli bir kelime var ki, çocuk dünyasında da kendi dünyamızda da mutlaka açık algılamamız gerekiyor. Empati! Empatiyi ona nasıl öğretebilirdim? Ona "Kardeşin olacağı için ne kadar mutlu oluyorsundur" dediğimde şefkatle saçlarımı okşayıp gözlerimin ta içine sevgiyle bakan en büyük aşkım oğlum, nasıl da son dakikada düşmanım oluvermişti. Gelin de çıkın işin içinden.

Pedagog yardımı iyi geldi
Geceleri sabaha kadar bir yığın kitabın özünü yutmaya çalışırken, Dilaver de boş durmamış, çareyi bir pedagoğa danışmakta bulmuştu. Genç pedagog Dilek Ertürk'e ne kadar teşekkür etsem azdır. Dünyada hiçbir anneye evladıyla ilgili bir şey öğretilemeyeceğini biliyorum, ama çok özel paylaşımların ne kadar yol gösterdiği gayet açık ortada. Bu konuşmadan sonra zihnimdeki karışıklık azaldı. Çünkü Dilek Ertürk'ün gösterdiği yol gayet açık ve basitti. Bir kardeş beklerken çocuğuna nasıl davranıyorsanız yine öyle davranın. Asla tavır değişikliği yapmayın. Gerçekten asıl panik olan biziz. Onun yanında ne emzirmekten, ne hamilelik heyecanlarımdan, ne yeni çocuk odamızdan hiç bahsetmemiştik. Ama benim fiziksel yorgunluklarımdan hiç yakınmadan da şikayetçi olduğumu elbette hissetmişti. En azından çarşıda pazarda, insanların hamileliğime gösterdiği ilgi, onun üzerindeki dikkati bir anda bana çekmişti. Arkadaşlarımın, eşimin, dostumun ev ziyaretlerinde Ömer'in minik yaramazlıklarının bile reytingi düşmüş, hiç farkında olmasak da ilgi yeni doğacak kardeşine kaymıştı. Bütün sıkıntıları Dilamız okulda olduğu için kolay atlatmıştı. Üstelik bu dönemde sınıfında birkaç tane yeni doğmuş kardeşi olan arkadaşı da vardı? Onun tablosu sevimli, oğlumunsa dramatikti. Üstelik erkek çocuklarının bu küçük yaşlarda olan tutumları da malumunuz.
Sevgili ebeveynler, bu konuda bir orta yol bulduk denebilir. Ve hakkınızı helal edin, ben miniğimizle buluşmaya gidiyorum. Dualarınıza ihtiyacım var. Sizi seviyorum


"Annelik her şeyin üstüne çıkıyor"
Dergimizdeki yazılarından da tanıdığınız, ekranların Barbie bebeği Zeynep Kasımlıoğlu Özturan, üçüncü bebeğini bekliyor....
Hamileler için yaz rehberi
Eğer gezgin bir ruha sahipseniz, yolculuk yapmayı seviyorsanız ve yaz güneşinin keyfini çıkarmak istiyorsanız, içinizdeki bu istekleri...
Bebeğim ve Biz Albümü
Fotoğraflar sayfamız sizden büyük ilgi görüyor ve birbirinden güzel, tatlı, şirin mi şirin bebek ve çocukların...
Anasayfa | Aile & İlişkiler | Aktüel | İsim Sözlüğü | Hastaneler | Her Ay | İçindekiler | Künye / İletişim | Bize Ulaşın | Abonelik | Dijital Abonelik

Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital