Zeynep Kasımlıoğlu
Sahnedeler, sahnedeyiz...
Sevgili anneler ve okurlar, "Sanatsever çocuklar yetiştirmenin artık zamanı gelmiştir" diyerek kendimi tiyatro salonlarına attım. Meğer ne kadar güzel oyunlar varmış. Laf aramızda kalsın, çocukların bahanesiyle temsilleri izlerken, ben daha çok eğleniyorum. Sahneye bir kamera koyup salonu izleseler, "Kendini kaybetmiş bu kadın da kim acaba?" diye merakta kalırlar herhalde. Gülmekse gülmek, düşünmekse düşünmekÇocukluğumun kıssadan hisselerini gözden geçiriyorum arada bir. Sözde çocukları götürmüşüm tiyatroya, ama sihirli adalarda, periler ülkesinde, denizlerin altında nasıl geçiyor saatler aklım almıyor. Hatta çocuk tiyatrosunu izlerken günlük dertlerimi bile süpürüyorum. Daha önce fark edemediğim saf derinliklere iniyorum, Alice'nin düştüğü haller gibiBilirsiniz, çocuk tiyatrolarında çocukların oyuna katılımı çok önemlidir. Bunun için küçük bir kız tarafından üzerinize kova ile su serpilmesinden tutun da, sahneden aşağı inen balıklarla el sıkışmaya kadar oyun içerisinde etkin olunması hedeflenir. Çocukları, "Hadi el çırpalım", "Hadi hep beraber evet diye bağıralım", diye yönlendirirken kendimi bir gün sahnede bulacağım. Havalar daha fazla ısınmadan, çocuk tiyatrolarındaki etkinlikleri daha çok takip etmeliyiz. Oyunların öncesinde ve sonrasında Dila ve Ömer'e tiyatronun hayatın sanatı olduğunu sık sık tekrarlıyorum. "Sanat" kavramı üzerinde ısrarcı olacağım galiba.
Tüm tehlikelere karşı sanat ve spor Dila'yı tiyatro sahnelerinde hayal ediyorum ve araştırıyorum, tiyatro dersleri aldırmak içinBöylece okumayı, müziği, dansı hatta edebiyatı daha çok seveceğini, yaşamdan daha çok zevk alacağını düşünüyorum. "Anneciğim bugün drama dersi vardı ve gazetelerin altına saklanan arkadaşımın kim olduğunu bildim" derken, gözlerinin parlaması pek ipucu vermese de aynı coşkuyu spor derslerinde yaşamadığı varsayımıyla kendi senaryolarımda sahnede düşlüyorum onu. Galiba hiç tasvip etmesem de çocuklarını reklam filmlerinde oynatmak isteyen annelerin triplerine girdim. Kızını sahnelere hazırlayan bir anne gibi görünsem de, ileride özellikle ergenlik çağında karşımıza çıkabilecek bütün tehlikelere karşı sanat ve sporun sağlam kale olacağına eminim. Çocuklarımın da beğenisini size aktarmak istediğim bir oyun var: "Prens ve Denizkızı". Sarıyer Sanat Tiyatrosu'nun sahnelediği, Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesi'ndeki Sabahattin Mutluer'in bu oyunu izlemeye değer. Bir de Pınar Çocuk Tiyatrosu'ndan bahsetmek istiyorum. Profilo Alışveriş Merkezi'nin kucak açtığı bu tiyatro, ücretsiz oyunlarla izleyicilerle buluşuyor. "Sihirli Ada" da mutlaka izlenmesi gereken çok keyifli bir tiyatro oyunu. Bu oyun başlamadan önce reklam ve tanıtım filmlerini bolca izlettirdiler. İzleyici tekrarlardan sıkılıp mırıldanmaya başladı. Oysa sosis, peynir ve süt reklamları olmasa belki de bu tiyatro yaşamayacaktı. Bunu çocuklarıma da izah ettim. Tiyatronun ayakta kalması, üstelik bu ücretsiz oyunları sergileyebilmesi için sponsorluk mekanizması işlemeli. Ve tabii şehir tiyatroları
Dila, okula gitmek istemiyor Müze ziyareti, sinema, tiyatro, yaş günü, Sarıkamış'ta spor aktiviteleri derken, hafta sonlarımız rüzgar gibi geçiyor. Madalyonun öbür yüzünü de pazartesi kızımı anaokuluna yollarken görüyorum. Bir bakmışım, rüzgarlar fırtınaya dönmüş, kız okula gitmemek için yerlerde tepiniyor. Sanki suçluymuşuz, çocuklarımızı yuvaya atıp keyfimize bakmak istiyormuşuz gibi yargılıyor bizi. Okula gitmemek için de birçok bahane üretiyor. Bu halimizin içler acısı olduğunu vurgulamalıyım. Eşim ve ben onu ikna etmeye çalışıyoruz. Haftanın günlerini azaltıp okula göndermemekten, servis görevini üstlenmeye, dönüş rüşvetleri teklif etmekten çeşitli ödüllere kadar her yol deneniyor. Her okul dönüşü büyük mutluluk yaşayan, resimlerini, derslerinin notlarını ve hamurlarını bu kadar büyük keyifle taşıyan bu akıllı kız neden pazartesi günleri okulu reddediyor? Aslında sorunun çözümü biraz da kendimizdeÇocuklarla öyle keyifli saatler geçiriyoruz ki, özel hayatımızı minimum daraltarak onlarla zaman geçirme hevesimiz, belki de bu konuda aşırıya kaçarak evi daha cazip göstermemize neden oluyor. Oysa çocuklar hayatta her şeyin yeri ve zamanı olacağını öğrenmeli ve bilmeliler.
Sevgiyle kalın...
|