Zeynep Kasımlıoğlu
Hayat böyle işte...
Hayatın binbir türlü hali var. Bir arkadaşım telefonda, "Tanıdığın iyi bir koç var mı?" diye soruyor. Hayırdır, bayram gelmiş haberim yok herhalde. Ne koçu? Hayata daha iyi tutunabilmek, kendini geliştirmek adına yaşam koçları var ya! Konuyla ilgisi ne anlamadım. Başarılı ve iyi bir meslek yaşamı vardı, demek daha iyiyi hedeflemiş. Yok öyle de değilmiş. Hamileymiş. Hem de 3 aylık. "Tebrikler" dedim. Kafamı karıştıran koçu koydum kenara, sevincini paylaştım. İki dakika önce günün gazetesi elimdeydi. İyi olmuştu bu telefon. İyi habere ihtiyacım vardı. 6 kilo olması gerekirken 5 aylık olduğu halde sadece 2.5 kilo olan, akciğerleri ve idrar yollarından hastalıkları olduğu için annesi tarafından terk edilen bir bebeğin acısını yaşıyordum. Yavrum nasıl da bakmış objektife. Önünde buldukları caminin adını vermişler bebeğe. Sultan olmuş bebeciğin adı. Bir başka gazete, annenin dört çocuğu daha olduğunu, eşinden ayrıldığı için bebeğe bakamayacağını yazıyordu. Başım ağrıdı, midem bulandı, ağladım, ne faydası varsa o küçük cana? Bizim halimiz bu işte, milletçe beyaz cama, gazetelere bakıp bakıp ağlıyoruz ahvalimize. Neyse, bir yanda dramatik onlarca olaydan birine faydasızca yapılan tanıklık, öte yanda daha 3 aylık doğum akupunkturcusu ve koçu arayan bir dost. Hayatın iki yüzü karşımda. Kaderin nasıl olacağı bilinmez. Belki Sultan bebek ilahi yardımla, her şeyi başarır da doğum koçu bile olur. Son trendler, benim zamanımda bile yoktu: Cuma günü trafik oluyor diye doğum yapmamak, lohusalara çiçek yerine doğum çantası göndermek, jakuzili odaları süitler yerine tercih etmek ve tabii doğumu hayatımızdaki afilli tarihlere denk getirmek, burcunu iyi hesaplamak! Biyografiler, klipler de işin tarihi yanı. Bu keyifli işlerin yoğunluğunu yaşamadan yaptığım doğumların hatıralarıyla bütün kimsesiz bebeklerin şansının dönmesini diledim çaresiz. Çok sevdiğim bir dostumun esirgeme yurdundan aldığı bebeğinin 2. yaşını kutlamak üzere mütevazı bir hediye aramaya çıktım dışarıya. Hayat böyle işte. Hiçbir çocuğum arasında ayrım yok benim için Ve bizim evin hallerine gelelim. Bizim Aliko 1 yaşına bastı bile. Kazandibi, yaşını diğer bebeklerime göre daha zahmetsiz gördü sanki. İşte alışkanlık buna denir. Ne yapacağımızı bildiğimiz için hiç panik olmadan bugünlere geldik. Evimizi emekleme pozisyonundan yürüme haline çoktan aldık bile. Benim koca kafalım, yaşına bir hafta kala artık 7 adım atarak kardeşleri arasındaki rekoru ele geçirdi. Bu arada bebeklerden demekte zorlanıyorum. Kızım torun sahibi olsa da benim için bebek. Amma velakin o da artık 5 yaşında. Yani epey yol almışız sizlerle beraber. Benimle paylaşımda bulunarak bugünlere gelen bütün gönül dostlarımın enerjisini hissettim onun yaş gününde. Bu yolculuk göz açıp kapayana kadar geçivermiş. Hayat böyle işte. En iyi arkadaşım o benim şimdi. Babasıyla en ufak tartışmamızda bütün sağduyusunu ortaya koyuyor. Kimseyi kayırmıyor, yağ çekmiyor. Analizlerine saygı duyuyorum. Kız kıza vakit geçirmeyi de seviyoruz. Geçen gün bir dostumuz fal baktı. Çocuklarımdan ikisi beraber, biri kardeşlerinden ayrı hayat kuracakmış. Etkilemiş olmalı ki beni, Ali ile Dila'yı hayat planlarında bağladım birbirlerine. İki Aslan, "Orman kralı benim" demeden yollarını yakınlaştırırlar belki. Ama dilerim ki Ömer'im de yalnız kalmasın. Dilaver, hayatının ilk yıllarında en çok Ömer'le ilgilendiğimi söylüyor. Bilmem. Son yılların yazılarını dökmek gerek samimiyetimi anlamak için. Öyle görünse de hiçbir çocuğum arasında ayırım yok benim için. Etraftan, "Bugünlerin kıymetini bilin" sözlerini duyduğunuzda ne olur kıymet verin. Hakikaten gün gün değişenlerin hızına erişip, yeni hadiselerin keyfini kayıtlarla yaşamak çok anlamlı.
Seviyorum ve yardım ediyorum En güzel eserimiz çocuklarımız. Hepsi kokulu ayaklı, kıllı gövdeli, kalın sesli adamlar olacaklar Allah izin verirse. Ama hep benim küçük bebeklerim olarak kalacaklar, tıpkı sizinkiler gibiHepimiz için vazgeçilmez ve biricikler. Şimdi hayatımın fiili, "sevmek" ten de önce "yardım etmek". Elinden tutmak, yürütmeye çalışmak, mamasını yedirmek, uyutmaya çalışmakHayatı cisimlerle tanıtmak için durmadan devinmek, oynamak vs. Seviyorum ve yardım ediyorum. Tutunduğu hayatı daha iyi tanıması ve duygusal zekası için sonsuz anneliğin hazzını yaşıyorum. Yorgunluk, şikayet ve öykünme yok. Tek keşkem, daha genç olsaydım üzerine. Aliko bana güç veriyor. Bu çocukla ilgili şimdilik nazarım değer diye derinleşmiyorum. Ama bilin ki Ömeri de aldatmıyorum. Ortanca çocuk daha güçlü özgüvenli çıkacak diye bekliyorum. Yoksa asla benim gölgemde kalmayacak o. Fark ettim ki değişiyor. Sizinle de paylaşacağım.
|