Zeynep Kasımlıoğlu
Ve otuz yıl sonra minik bir sandık açılır...
Beğeniyle izlediğimiz televizyon sunucusu ve aynı zamanda bir kız, bir erkek çocuk annesi olan Zeynep Kasımlıoğlu, çocuklarıyla yaşadığı tecrübeleri anlatıyor…
Ben cazgır bir kadın oldum. Gördünüz mü bu ay daha ilk satırda kendime kahrettim. Bir cimrilik bende sormayın gitsin? Benim gibi davranmıyorsunuz herhalde, ama hiç hoşuma gitmeyen bir ruh hali içindeyim. Tıpkı annemin benim çocukluk eşyalarımı yıllarca sandıklarda muhafaza ettiği gibi çocukların bazı eşyalarını saklıyordum. Ta ki Dilaver hepsini dağıtana kadar. Adam doğru yaptı tabii, ama ben sulugöz uğurladım hepsini. Bunda ne var diyecekiniz "Saklamak" kelimesini "korumakla" değiştiriyorum. "Anı biriktirmek" yani... Ona buna, ihtiyacı olana vermek varken bu cimrilik neden bilmiyorum ama, huyum batsın böyle de derdim var işte.Üstelik epey yol katetmiş, taşınma telaşında helak olmaktan kurtarmışım sallanan beşiği, iki bebeğimin büyüdüğü arabalarınıBebeklerin daimi yataklarıydı bu dört tekerlek. Ne uykusuz geceler gördü "emektar". Ulus parkının yollarını gece yarısı bile arşınladık, yaz-kış demeden. Üstelik arkadaş hediyesiydi. Oyun bahçesiyle o kadar hatıramız yoktu nasılsa, iki kere mi üç keremi lütuf cinsinden teşrif etmişlerdi içine küçük beyefendi ile hanımefendi. Üstelik kızım epey büyüdüğünde sırf kardeşini fazla efor sarf etmeden dar bir köşeye sıkıştırıp saçını başını yolmanın heyecanını yaşamak için heveslenmişti oyun parkına. Birkaç kere de sabah programımı çizgi film yerine zorla seyrettirmek için çocukları hapsetmiş içine anneanneyardımcısı Fikriyemiz de telefon sohbetleri kesilmesin, çocuklar da emniyette olsun diye medet ummuştu parktanKim gelirse gelsin salonun orta yerinde bütün haşmetiyle evin temel eşyasıydı. Sanırım başbakan ziyaret etse evimizde hatırlayacağı ilk eşya yine o olurdu. Eşyaların öyküsü ve bizde bıraktığı izler anlatmakla bitmezEvet, neticede bebek eşyalarının çocuklar büyürken el değiştirmesi, başkalarının ihtiyaçlarına cevap vermesi bence çok hoş ama bazı objelere hele ellerinden hiç düşürmedikleri o ilk oyuncaklara baktığımda aslında çok da uzak olmayan tarihlerin heyecanlarına ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Otuz yıl sonra minik bir sandık açıp, evladınıza minik bir öykü anlatmak istemez misiniz? Bu açıdan anneanneyi, babaanneyi tebrik etmek gerek. Eşimin annesinin benden büyük torunları vardır. Onlar için sakladığı bebek arabasında Ömer ve Dila'yı gördüğünde çok mutlu olmuştu? Gözlerinin yaşardığını bile gördüm. Annemin yıllarca sandıklarda koruduğu lizözü kızıma giydirdiğimde ben de çok ağlamıştım? Sanmayın ki, ağlayıp sızlamak için anı biriktirmiyoruz. Yıllara ve hayata karşı bir duruş bu. Bir konu var bahsetmezsem çatlarım. Bu ay Dilaver'le ben okullu olduk. Dila'nın yuvasındayız. Veli toplantısı varmış. Bir workshop çalışmasında bulduk kendimizi. Çocuklarımızın bir gün içinde okulda yaşadıklarını bizlere hissettirmek istemişler. Seyhan, Neslihan ve Dilara öğretmenler hepimizi yola getirdiler vallahiBizim çok eğlendiğimiz malum. Ama en çok öğretmenler eğlendi herhalde? Koca koca adamlar, öğretmenlerimiz "Yaptıklarımızı yapın" dediler diye sallandık yuvarlandık. Kelime oyunları oynadık, hafızamızı sınadık, dil becerimizi geliştirdik. Resimler yaptık, hikayeler uydurduk. Başarı ekip ruhu ile gelir deyip, grup çalışmaları yaptık? El ayak izlerimizi bile çıkardık? Ben işi çok ciddiye alıp parmaklarımın kalıpları üzerinde ressam titizliğiyle uğraştım. Ali ve Ayşe'nin ormanda duydukları sesin bir kediye ait olabileceğini uydurup işi kedinin aşı olması gerektiğine dayandıracak kadar hikaye ve masalları sofistike hale getirdim. Koca koca adamlar ne masallar uydurdular bilseniz? Ali'lerin Ayşe'lerin hayal dünyasına dalınca dertler gitti, kafalardaki vızıltılar sustu bir anda. Kendi hikayelerimize daldık. Çocukluk ne garip şey. Bu kez çocuklarımızın bizim için attığı renkli taşları izledik aslında. Gelecek toplantının mektubunu sabırsızlıkla bekliyorum. Bu arada önemli bir detayın altını çizmek istiyorum, baba-kız aşkının iksirlerinden birini keşfettim. İçgüdü ve yaradılışın harikulade izahının haricindeKız ya da erkek fark etmez, çocukların babalarını sevmeleri için çeşitli bilinçaltı programları geliştirmişler? Kim nasıl yapmış diye sorarsanız; bunun için koskoca bir endüstri hazırlanmış diyebilirim. Hiç dikkat ettiniz mi çocukların vcd ve dvd'lerinde "baba sevgisi" programlı biçimde işleniyor? Öyle ki mesela babanın bir çocuk doğurmadığı kalmış Nemo filminde... Babasının peşindeki kayıp balığın bizim evde bu kadar revaçta olmasını bu filmi evde tek başıma izleyince daha çok anladım. Şimdi çok uzaklarda olan babam için, filmin sonunda dakikalarca gözyaşı döktüm. Film endüstrisinin, masal kitaplarının ilahlarının pek çoğu erkek biliyor musunuz?... Bu konuyu takipteyim detayları aktaracağım. Sevgiler
|