Zümrüt Özkan Anjuere
Keşkeler olmasın hayatınızda...

"Elveda" diyemediler
Son yıllarda çok sevdiğim üç yakınımı ani bir şekilde kaybettim. Ölüm nedenleri kalp kriziydi. Hepsi çok gençtiKuzenim Gülperi, henüz 36 yaşındaydı. Bir sabah 6 yaşındaki kızıyla çarşıdayken, elinde paketleriyle yığıldı kaldı. Ambulans geldiğinde yapacak bir şey kalmamıştı. Evine bir daha dönemedi, çok sigara içiyorduSoner, 44 yaşındaydı. Akşam yemekten sonra ailesinin gözü önünde kalbi birden durdu. Doktorlar geldiğinde her şey bitmişti, çok sigara içiyordu... Nermin, 50 yaşında bile değildi. Her zamanki gibi bir gün geçirdi. Akşam sofrasını topladı, çayını içti. Yattığı yatağından sabah çıkıp ailesine kahvaltı hazırlayamadı. Doktorlar yine çaresizdi, o da sigara içiyordu...
Sigara dışında bu üç kişinin hayatında stres de vardı. Hayattayken, yaşadıkları kalp ağrılarına gereken hassasiyeti göstermediler. O kadar ani gittiler ki hiçbiri son sözlerini söylemedi, sevdiklerine "Elveda" diyemedi. Üç haberi de sabah erken saatlerde aldım. Yaşadığım büyük bir şoktu. Düşünün bir gün önce ya telefonla konuşarak ya da öpüşerek, "Yarın görüşürüz" dediğiniz kişinin "Artık yok" haberini alıyorsunuz. İnanamıyor ve konduramıyorsunuz. Kabullendiğinizde ise ağlıyor, ağlıyor, ağlıyorsunuz. Sonrası garip bir boşluk

Çocuklar ölüme farklı tepki veriyor
Çok sevdiğimiz kişiler, hayatımızdan aniden ve ebediyen çekip gittiklerinde arkalarında bıraktıkları acıyı biz yetişkinler zamanla merhemleyebiliyoruz. Kalpten sevince unutulmuyor; kalan hatıraları, bazen dudaklarımıza tebessüm, bazen de gözümüze yaş olarak geri dönüyor. Her şeye rağmen hayat bildiği gibi akıp gitmeye devam ediyor. Ama çocuklar ölümü bir başka yaşıyor. Ben anne- babalarını kaybeden çocukların hallerini gördüm. Ölüm günü ve sonraki birkaç günde, sanki hiçbir şey olmamış gibi yiyen, resim yapan, farkında değilmiş gibi yapıp da, aslında her şeyi en derinden yaşayan çocuklarıOyunlarını büyük bir durgunlukla sükunet içinde oynuyorlardı ve gıkları çıkmıyordu. Hüzün onların yaşlı gözlerindense, donmuş bakışlarındaydıBiri annesini, biri babasını yitirmişti. Herhalde idrak etme süreci bu diye düşünmüştüm. En sevdiklerinden birini, bir daha hiç göremeyecek olmayı kabullenip, ölüm mefhumunu anlamaları çok zor olmalıydı onlar için.

Bilseydim, yakalarına yapışırdım!
Ah, bir bilseydim olacaklarıSevenleri olarak, çocuklarını kimselere emanet bırakmasınlar, kendilerine iyi baksınlar diye, elimden geleni yapardım. Yakalarına yapışır "Derdin ne?" diye sorardım. "Değer mi, kendini bu kadar sıkmaya? Hayatta her şey hallolur, Allah ölüm acısı vermesin" derdim. Sonra "İçme şu zıkkımı!" deyip, belki de sigara paketlerini alıp camdan aşağıya atardım, diyemedim. Meğer vakit dolmuş, daha önce davranmak lazımmış, bilemedim. Şimdi bunları yazana bakıyorum. Aylardır bana rahat vermeyen ritim bozukluklarım yüzünden, kalp ilacı kullanan sanki ben değilmişim gibi anlatıyorum. Kafamı olur olmaz şeylere takıp, kendime saçma sapan konuları dert ediniyor, sonra "Kalbim ağrıyor" diye doktor doktor geziyorum. Halbuki ben şanslı bir kadınım, yüzümü küçücük ellerinin arasına alıp, "Anne, ne kadar güzelsin" ya da "Sen dünyanın en iyi annesisin" diyen çapkın bakışlı bir oğlum var benim. Hayatımı paylaştığım, hayatımda yer açtığım herkesi seviyor ve onlarla daha nice güzel yıllar geçirmek istiyorum. Çok hayalim var, hepinizin olduğu gibi, onları gerçek yapmak; kocamla yaşlanmak, babaanne olmak istiyorum. Yanımdan, yöremden insanlar yitip giderken, neden kendime ders çıkaramıyorum kiDedim ya, üç oldu. Artık yetti. Biliyorum ki hayatta hiçbir dert, insanın sevdiklerini istemeden yüzüstü bırakması için yeterli olamaz. Kendimize iyi bakmak için önemli sebeplerimiz, büyük sorumluluklarımız var. Kendi yaptıklarımızın sonucu yüzünden, çocuklarımızı annesiz, babasız bırakmaya hiç, ama hiç hakkımız yok! Onları hayata hazırlamak, güzel bir yaşantı sunmakla yükümlüyüz.

Kalbimize iyi bakmak zorundayız
Kalp-damar hastalıkları artık sadece yaşlıları yakalamıyor. Genetik faktörler ve çevresel etkiler dolayısıyla, çok genç insanlar da kalp krizi geçirerek yaşamlarını aniden kaybedebiliyorlar. Halbuki erken tanı ve biraz dikkatle, kalp hastalıklarına dayalı ölümlerin engellenmesi mümkün. Ailenizde kalp hastalıklarına ait bir geçmiş varsa, hayatınızda sinir, stres, koşturma mevcutsa ve sigara kullanıyorsanız, kalp sağlığınıza ekstra önem vermeniz için çanlar çalıyor demektir. Hemen bir uzmana gidip check-up yaptırmalı ve tavsiye edilenleri harfi harfine uygulamalısınız. Başka yolu yok. Şu fani dünyadaki yaşantımızın daha sağlıklı, daha keyifli olabilmesi için kalbimize iyi bakmak zorundayız. Bunun için önce stresten kaçınmalı, sigaradan uzak durup, beslenmemize çok dikkat etmeliyiz. Bir de çoğumuzun vakitsizlik ya da tembellik nedeniyle hep es geçtiği egzersize de yer açmalıyız. Hepiniz, kendinize dikkat edin. Sevdiklerinizin hep yanınızda olması için müdahaleci olun, onlar için mücadele edin. Keşkeler olmasın hayatınızda. Dilerim hepinizin kalbi durmaksızın, hep mutlulukla çarpsın. Sağlıkla kalın.
www.yiyorumbuyuyorum.com


"Bebeğimizin ilk kalp atışlarını duyduğumda ağladım"
Başarılı televizyon sunucusu Jess Molho'nun eşi Zeynep Molho, 8 aylık hamile! İlk defa anne ve baba olmaya hazırlanan...
Hamilelikte ikinci 3 ay
Hamileliğinizde, ilk 3 aylık süreci geride bıraktığınız ikinci 3 aylık dönemde de sizi ve bebeğinizi yeni değişimler bekler. İşte hafta hafta 2....
Çocuğunuzun kapak yıldızı olmasını ister misiniz?
Anasayfa | Aile & İlişkiler | Aktüel | İsim Sözlüğü | Hastaneler | Her Ay | İçindekiler | Künye / İletişim | Bize Ulaşın | Abonelik | Dijital Abonelik

Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital